Tarih:20 Kasım 2028

Çocuğunuz şiddete ne kadar yatkın? Şiddet eğilimi küçük yaşta fark edilerek önlenebiliyor

İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Dr. Sedat Üründül Anaokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) Uzmanları, çocuklarda fiziksel ve sözlü şiddete yatkınlık hakkında aileleri uyararak, toplumda en sık rastlanan örnek vakalar üzerinden çözüm önerileri sunuyor.

Fiziksel şiddeti kaba kuvvetin, sindirme, istediğini yaptırma ve korkutma aracı şeklinde kullanılması olarak tanımlayan uzmanlar, sözlü şiddeti ise, sözel ifadelerle, (hakaret- küçük düşürücü ifadeler) karşı tarafa duygusal anlamda zarar vermek olarak ifade ediyor. İspat edilmesi zor bir şiddet türü olan sözlü şiddetin küfür etme, alay etme, dalga geçme, lakap takma, bedensel özelliklerle alay etme, konuşma tarzı, aksanı veya şivesiyle dalga geçme, aşağılama, küçük düşürme, hakaret etme, tehdit etme gibi birçok türü mevcut.

“Çocuklarınızı şiddeti seyretmek yerine, şiddete karşı davranışlar sergiledikleri her ortamda destekleyin ve ödüllendirin”

Çocukların şiddetle karşılaştığında karşı durması gerektiğini belirten İTÜ GVO Dr. Sedat Üründül Anaokulu PDR Uzmanları, sözlerine, örnek vererek devam ediyor:  “Arkadaşlarından birinin diğerine vurduğu, küfür ve tehdit ettiği durumlarda çocuğunuza sakin ama kesin sözcüklerle nasıl tepki gösterebileceklerini öğretin. Şiddete karşı durmanın ve direnç göstermenin, daha fazla cesaret gerektirdiğini anlatın. Çocuklarınızın farklı yörelerden, farklı aile yapılarından gelen kişilerle geçinmelerine, onları kabullenmelerine yardımcı olun. İnsanları sadece farklı oldukları için eleştirmenin ve etiketlemenin acı verici, incitici olduğunu öğretin ve kesinlikle bu tür davranışlara izin verilmeyeceğini anlamalarını sağlayın. Şiddeti başlatan ya da cesaretlendiren sözcükleri kullanmanın ya da şiddet dolu davranışları sessizce seyretmenin, yanlış ve zararlı olduğunu anlatın.’’

“Çocukların şiddete yatkın olduğunu nasıl anlayabiliriz?”

Uzmanlar, şiddete yatkın olan çocukların benzer özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayarak onlarla mutlaka bireysel görüşmeler yapılması gerektiğini vurguluyor;

-Arkadaş ilişkilerinde zorlanan,
-Problem yaşadığında çözüm olarak fiziksel şiddete başvuran,
-Aile içinde nesil farkı gözetmeksizin ebeveynlerine ya da kardeşine vurma, bağırma davranışı gösteren,
-İsteklerini dile getirirken agresifleşen,
-Sahip olduğu eşyalara da aynı şekilde kaba kuvvet uygulayan

“Anne ve babalar kendi öfke duygularını nasıl yönettiklerine dikkat etmeli.”

“Anne ve babalar sözel ifadelerde küfür ve hakaret kullanmamalı, bunun yerine olayın hissettirdiği duygular konuşulmalı. Problem çözme becerileri gelişen çocuk ilkel yöntemlere başvurmayı tercih etmez. Ayrıca empatik düşünme becerisi de gelişirse etrafındaki her canlıya karşı bu şekilde yaklaşır. Kendisini güvende hissedebilmesi ve diğer kişilere güvenebilmesi için, her çocuğun anne-babasıyla ya da bir yetişkinle güçlü, sevecen bir ilişki ve “bağ” kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetişkinle böyle bir bağ kuramayan çocuğun, düşmanlık duyguları içinde gelişmesi ve “zor” bir genç olma ihtimali çok yüksektir.”

En sık rastlanan şiddet türleri ve çözüm önerileri

Lakap takma

Çocuklar sosyal ilişkilerinde arkadaşlarının rahatsız olacağını fark etmeden bu yolu seçebilir. Kendisine gülüneceğini ve bu şekilde popülaritesinin artacağını düşünebilir. Böyle durumlarda davranışın altında yatan sebebi anlamak, aile ve çocukla eş zamanlı olarak bireysel görüşmeler yapmak gerekir. Çocuğun sosyal becerileri kuvvetlendirilebilir. Arkadaş ilişkilerine destek olunabilir. Yönetemediği iç çatışmaları için küçük yaş grubunda yansıtıcı çalışmalar yapılabilir. Resim, hikaye, örnek olay örgüleri üzerinden sohbetler düzenlenebilir.

Okul öncesi ve ilkokulda uygulanan şiddet

Çocuklar, erken çocukluk döneminde aile içi ilişkilerde bastırılırsa ve model aldıkları aile bireylerinin olayların ardından çözüm olarak şiddete başvurduklarını görürse, aynı davranışları sergileyebilir. Sosyalleşme deneyimlerini yaşadıkları okul çağında çözüm için başka yol bilmemeleri sebebiyle kendilerini çaresiz hissettiklerinde bu durum ortaya çıkabilir.

Ergenlikte beden özelliklerinden dolayı utandırılma/mobbing (şişko, kısa boylu, sivilceli vb.)

Ergenlik döneminde gençler bedeni ile fazlasıyla meşguldür. Beğenme, beğenilme önemlidir. Aileden daha fazla öne çıkan akran grubu tarafından kabul görme, kendini bir gruba ait hissetme önem kazanır. Büyüme ve değişim ile birlikte fiziksel açıdan bireysel farklılıklar öne plana çıkar. Okullarda özellikle bu dönemde ergenlik dönemi, akran iletişimi – akran zorbalığı konuları ele alınmalıdır. Burada amaç önleyici rehberlik çalışmalarıdır. Fiziksel farklılıkları kabul etmek, saygı duymak, öğrencilerin bu konuda birbirleriyle alay etmelerini engellemek sosyal beceri dersleri içinde mutlaka işlenmelidir. Ailelerin de bu konuda rol model oldukları unutulmamalıdır. Aileler çocuklarını spor, öz bakım, sağlıklı beslenme ve genel sağlık kontrollerinin takibi gibi konularda desteklemelidir.

Lisede fiziksel kavga ortamlarının ve zararlı malzeme taşınmasının (çakı/bıçak vb.) önlenmesi

Yaş büyüdükçe çocukların farkındalıkları artar. Olumsuz bir okul ve aile ortamı içinde gelişen öğrencilerin şiddete eğilimli olmaları kaçınılmazdır. Gelişim dönemlerindeki tecrübe ne şekilde olursa olsun okul ortamı mutlaka onu pozitif yöne doğru çekme konusunda destek olmalıdır. Bunu da genel geçer ve takibi olan bir davranış-disiplin politikası ile sağlamak mümkün olabilir. Ceza odaklı olmadan, yalnızca bireylerin refahını ve mutluluğunu esas alan, birbirlerinin özgürlüklerine saygı duydukları ve adalet konusunda şüpheye düşmeyecekleri bir sistem okul kültürü olarak benimsenirse oldukça etkili olacaktır.

 

 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir